Çocuklar düşe kalka büyürmüş.keşke hiç düşmeden ,yara almadan, canları acımadan büyüseler.ama malesef onlarda bu enerji,koşuşturma ve hareket varken düşmeden büyümeleri imkansız gibi..Bugün Ceylin'de arkadaşlarla gittiğimiz piknikde ufak bir kaza geçirdi. arkadaşı ali şahinle hiç durmadan koşturan ceylişim onca uyarmama ,yanında siper olmama rağmen yüzüstü düştü .hemen kucağıma alıp sakinleştirmeye çalıştım,yüzünü yıkadık, yüzünün ve burnunun yaralandığını ,kanadığını fark edince elim ayağım koyuverdi.ne kadar soğukkanlı davranmaya çalışsamda içimin sızladığını,gözyaşımın burnumun ucuna kadar geldiğini hissettim....annelik ne zor şeymiş sacının deline zarar gelicek diye aklın gidiyor.
Eve geldiğimizde ise aynada kendini gördü ve ''anneeee ben yaralı ceylin olmuşum'' dedi.yaralı pepe varya:))
iki adet yaramazlıkda ve hareketlilikde rekor kırmış yavru görüyorsunuz:)
kuzumm:(((
yaralı pepeme ve bana geçmiş olsun:)
allah beterinden korusun ceylin'imi ve tüm dünya güzeli yavrularımızı...
25 Mart 2012 Pazar
25 Kasım 2011 Cuma
KANATLARINIZMI VAR? BİLMEM:(
Kanatlarınız var mı?
“Çocukların köklerine ve uçmak için kanatlara ihtiyacı vardır” demiş Goethe. Gerçekten de doğru.
Sevgili anneler Can alıcı bir soru sorsam sizlere: Acaba cocuklarımızın kanatlara kavuşma-larını ne kadar yürekten diliyoruz? Babalar adına konuşmayım, bu işi onların sözcülerine bırakmalı. Ama anneler olarak sanki hepimizin içinde bir ses dürüstçe “bilmem ki, evet ama…” demiyor mu? Annelik başlı başına bir tutma hali. Tıpkı kökler gibi. Doğası gereği öyle. En başından organik bir bağla bağlanmıyor muyuz çocuklarımıza? Göbek bağı başka nedir ki? Onu, yaşam halkalarının kurulduğu ilk andan itibaren tutmaya, taşımaya, büyütmeye yönelik işliyor bedenimiz, hormonlarımız. Gerçek bir koruyucu.
Büyüyorlar, parmaklarından tutuyoruz; yürümeyi öğrenirken zarar gelmesin diye. Hep arkalarında duruyoruz; koşarken kötü düşmesinler diye. Biraz zaman geçiyor, birlikte dolaşmaya çıkıyoruz, bir elimiz hep ellerinde. Bir yandan da eğitmeye çalışıyoruz şu hormonları: Hep tutma, bırak yürüsün, bırak koşsun, bırak düşsün hatta! Ama o gözümüz hiç uzaklaşmıyor üstlerinden. Yuvaya, okula başladıklarında biz bırakmayı öğreniyoruz biraz biraz, onlar bırakılmayı. Ama çocuklarımız el sallayıp da içeri girene dek, hangimizin gözü başka bir tarafa kayıyor?
Nereden nereye geldim… Pekala, diyelim eğittik kendimizi. Diyelim anneliğin sırf tutmaktan ibaret olmadığını; el vermenin, onu kendi başına güçlü kılmanın kıymetini keşfettik. Kanat takabilmelerini nasıl öğreteceğiz? Biz kanatlanmamışsak eğer bunca yıl, bir uzun yaşam, onlara nasıl yardım edeceğiz? Ya… Yine oklar bize döndü değil mi? Hayat böyle işte. Kendimize bakmadan bir başkasına katkı koymak neredeyse imkansız.
O nedenle sevgili anneler: Biliyorum çok zor, biliyorum zamansızız, biliyorum yorgunuz, koşturup duruyoruz. Ama çocuklarımızın önünü açacaksak eğer, eğer onlara kanatlanmayı öğreteceksek bir gün, kendimizi unutmayalım. Bizi mutlu edecek, özgürleştirecek uğraşları sorgulayalım. Çocuklarımız hayatı keşfetmeyi öncelikle bize bakarak öğreniyorlar. Cesaretlerinin de, korkularının da kaynağı bizleriz. Kanadı kırık bir annenin yavrusu uçabilir mi, ne dersiniz?
13 Kasım 2011 Pazar
GÜZEL KIZIM 3 YAŞINDA
GÜZEL GÖZLÜ MELEĞİM...
Her gün şükürdeyim Yaradan’a,
Seni bana hediye ettiği için,
Varmı böyle güzel bir duygu dünyada,
Büyür sevgisi yürekte çiçek gibi...
Gözlerim nurlanır yüzüne baktığımda,
Yüreğim darlanır gül yüzün kalırsa uzağımda,
Yuvam şenlenir bülbül sesini duyduğumda,
Güzel gözlü meleğim iyiki doğdun...
Hayatıma anlam getiren sensin,
Bu canıma can katan sensin,
Başımı dik tutan onurumsun,
İnan yavrum tek mutluluğumsun...
Her gün şükürdeyim Yaradan’a,
Dillerim niyazda, hergün duada,
Bütün mutlulukları sana gönderiyorum,
Güzel gözlü meleğim seni çok seviyorum...
Her zaman yüreğimde sevgin olacak,
Annelik duygusunu seninde yüreğin tadacak,
Rabbim sana da senin gibi bir melek versin,
Rabbim ömrüne ömür eklesin,
Güzel gözlü meleğim doğum günün kutlu olsun...
iyiki doğdun kuzucum
3 yıl önce sen daha doğmamıştın bebeğim,karnımdaki kıpırtıların ,içimde atan yüreğin bizi birbirimize bağlayan bağ öylesine kuvvetliydiki sürekli elim karnımdaydı ve sen 24 saat hareket ediyordun,hiç durmadan bana varlığını haber veriyordun . ...
İlaç kokan hastanelerin,bütün tedavilerin,onca uğraşların ,çekilen tüm acıların mükafatıydın sen bana...
Aslında herşey babanı sevmemle başladı...ben babana aşık oldum oda bana.....ve yıllarca içimde büyüttüm seni,sevgini besledim yüreğimde,umutsuzluğa düştüğümde sana olan hasretim sevgim ,babana olan aşkım inancım ,umudum oldu..
7 yıl hergün senin hasretinle yaşadım.şimdi kollarımda,yüreğimde,canımda ve koynumdasın....
KIZIM,yürek sızım annen seni çok seviyor...iyiki doğdun bebeğim...
4 Ekim 2011 Salı
yaşam sevinçim
Bir şeyleri yerinde tutmak, durumları farklılaştırmak için olan direncim her zamankinden fazla. Umut her zamankinden fazla. İnsana olan inancım,dünyanın ışıltılı maviliği her zamankinden fazla. Değişmek değiştirmek adına ne varsa, hepsinden fazla fazla var yüreğimde. Artık anneyim çünkü. Hayatıma yeni bir hayat katıldı, daha güçlüyüm. Öğrenmeye açlığım yenilendi. Bir süredir bilmek ihtiyacım kalp atımı gibi ritimli hale gelmişti. Oysa şimdi coşkun bir sevinçle öğrenmek istiyorum, ilk gençliğimdeki gibi, çocukluğumdaki gibi.
Baharda incecik taze uçlar veren dal gibiyim. Bilen bilir ağaçların o taze sürgünlerini, taze yeşilliğinin insana kattığı tarif edilmez neşeyi. Bir şeylere sahip çıkmak, onarmak, yakalamak, koşturmak, fikrimi genişletmek için hazırım. Artık anneyim…
İçimdeki çocuk zayıflamışken girdi hayatıma kızım. Biricik bebeğim benim. Bir insanın kök dişlerine bile hayran olunur mu? Oluyorum işte. Her şeyi öyle taze öyle yeni ki. Hayranlığındayım dişi çıkarken görmenin, büyümeyi adım adım takip etmenin. Hayatın gücünün, yaşamın devamının önemliliğinin.....
"Bu çocuk seni yarı çılgın yaptı" diyenlere gülüp geçiyorum. Dişlerini, dişetlerini, gülücüğünü, yürüyüşünü,konuşmasını,yaptığı yaramazlıkları,herşeyini en ince ayrıntısına kadar anlatıp bıktırıyorum dostlarımı. kızımın hayatla bağımı kopartmak yerine daha fazla güçlendirmesini seviyorum. Daha fazla şey bilmek ihtiyacımı genişletmesini de seviyorum.
Karar verdiğim her şeyi yapabilirim artık ,daha güçlüyüm, canıma can katıldı çünkü. Artık anneyim çünkü. Yaşam dize gelsin önümde, korkutmasın yüreğimi hiçbir zorluk. Benim korktuğum kadar korkacak çünkü kızım, benim olduğum kadar cesur olacak. Benim bildiğim kadar ve hatta çoğunu bilecek. Yolumu nasıl bulacağımı bilirsem o da kaybolmayacak. Vicdanımdan başka kimselere hesap verme zorunluluğunu hissetmezsem, o da bilecek terazisini vicdanından yana kullanmayı. Benden öğrenecek güçlü olmayı, sorunlarını çözmeyi. Nezaketi, iyiliği, paylaşmayı benden öğrenecek. Benim ona bıraktığım insani miras kadar gelişecek insani yetenekleri… Toplumun ona bıraktığı yaşam sorunları kadar boğuşmak zorunda kalacak hayatla.
En başında bir karar almıştım kızımla ilgili. çok güzel, çok akıllı, çok yetenekli olması gerekmeyecekti. Hiçbir şeyden sadece ben öyle istiyorum diye “çok olmasını” istemeyecektim. ceylin kocaman bir boşluktu aklımda, büyüdükçe o kocaman boşluğa kendi resmini yapmasını istiyorum. Ancak olmasını çok istediğim, doğrusu dilediğim tek şey var kızımla ilgili; Yaşam sevinci coşkusu eksik olmayan bir yetişkin olması... Bu coşkuyu ona kazandırmanın tek yolu da "Kendimizin yaşam coşkusuna sahip olmasından" geçiyor sanırım...güzel kızımla beraber yaşam çoşkumda arttı...hayat seninle güzel ...iyiki varsın kızım...
Baharda incecik taze uçlar veren dal gibiyim. Bilen bilir ağaçların o taze sürgünlerini, taze yeşilliğinin insana kattığı tarif edilmez neşeyi. Bir şeylere sahip çıkmak, onarmak, yakalamak, koşturmak, fikrimi genişletmek için hazırım. Artık anneyim…
İçimdeki çocuk zayıflamışken girdi hayatıma kızım. Biricik bebeğim benim. Bir insanın kök dişlerine bile hayran olunur mu? Oluyorum işte. Her şeyi öyle taze öyle yeni ki. Hayranlığındayım dişi çıkarken görmenin, büyümeyi adım adım takip etmenin. Hayatın gücünün, yaşamın devamının önemliliğinin.....
"Bu çocuk seni yarı çılgın yaptı" diyenlere gülüp geçiyorum. Dişlerini, dişetlerini, gülücüğünü, yürüyüşünü,konuşmasını,yaptığı yaramazlıkları,herşeyini en ince ayrıntısına kadar anlatıp bıktırıyorum dostlarımı. kızımın hayatla bağımı kopartmak yerine daha fazla güçlendirmesini seviyorum. Daha fazla şey bilmek ihtiyacımı genişletmesini de seviyorum.
Karar verdiğim her şeyi yapabilirim artık ,daha güçlüyüm, canıma can katıldı çünkü. Artık anneyim çünkü. Yaşam dize gelsin önümde, korkutmasın yüreğimi hiçbir zorluk. Benim korktuğum kadar korkacak çünkü kızım, benim olduğum kadar cesur olacak. Benim bildiğim kadar ve hatta çoğunu bilecek. Yolumu nasıl bulacağımı bilirsem o da kaybolmayacak. Vicdanımdan başka kimselere hesap verme zorunluluğunu hissetmezsem, o da bilecek terazisini vicdanından yana kullanmayı. Benden öğrenecek güçlü olmayı, sorunlarını çözmeyi. Nezaketi, iyiliği, paylaşmayı benden öğrenecek. Benim ona bıraktığım insani miras kadar gelişecek insani yetenekleri… Toplumun ona bıraktığı yaşam sorunları kadar boğuşmak zorunda kalacak hayatla.
En başında bir karar almıştım kızımla ilgili. çok güzel, çok akıllı, çok yetenekli olması gerekmeyecekti. Hiçbir şeyden sadece ben öyle istiyorum diye “çok olmasını” istemeyecektim. ceylin kocaman bir boşluktu aklımda, büyüdükçe o kocaman boşluğa kendi resmini yapmasını istiyorum. Ancak olmasını çok istediğim, doğrusu dilediğim tek şey var kızımla ilgili; Yaşam sevinci coşkusu eksik olmayan bir yetişkin olması... Bu coşkuyu ona kazandırmanın tek yolu da "Kendimizin yaşam coşkusuna sahip olmasından" geçiyor sanırım...güzel kızımla beraber yaşam çoşkumda arttı...hayat seninle güzel ...iyiki varsın kızım...
14 Temmuz 2011 Perşembe
ben anneyim...
Ben anneyim...
Sevgilerin en güçlüsü ile ödüllendirildim. Yüreğimde en yoğun duyguları taşıyorum. En güzel uykusuzluğu ben yaşadım. En sevimli tekmeyi ben hissettim karnımda. Öpücüklerle yaraları iyileştirdim bazen, bazen masallarla dünyalar yarattım. Endişenin de en büyüğünü yaşadım, mutluluğun da... Ben anneyim, geleceği inşa ediyorum diğer annelerle birlikte...
Canım kızım hayat sana hep gülsün,her istediğin olsun,öyle güzel şeyler yaşaki;dopdolu,huzurlu,başarılı,sağlıklı ve çook mutlu...
seni çok seviyorum kuzum...............
ANNEN CEYDA
Sevgilerin en güçlüsü ile ödüllendirildim. Yüreğimde en yoğun duyguları taşıyorum. En güzel uykusuzluğu ben yaşadım. En sevimli tekmeyi ben hissettim karnımda. Öpücüklerle yaraları iyileştirdim bazen, bazen masallarla dünyalar yarattım. Endişenin de en büyüğünü yaşadım, mutluluğun da... Ben anneyim, geleceği inşa ediyorum diğer annelerle birlikte...
Canım kızım hayat sana hep gülsün,her istediğin olsun,öyle güzel şeyler yaşaki;dopdolu,huzurlu,başarılı,sağlıklı ve çook mutlu...
seni çok seviyorum kuzum...............
ANNEN CEYDA
9 Temmuz 2011 Cumartesi
anne çantası
Anne olmadan öncede olduktan sonrada tek takıntım çantalardı.ayakkabı ,elbise vs.gibi takıntılarım çok fazla olmadı ama çantalar vazgeçilmezdi benim için.çeşit çeşit ,irili ufaklı,renkli renkli bir sürü çantam oldu hep:) hatta eşim hep yinemi çanta der:) evde bir sürü var,aynısından geçenlerde almadınmı diyip şikayet eder...:)
Çanta takıntım hala öyle fakat biraz farklı .şimdi çantalarım bavul gibi.içinde ıncık cıncık dolu.içindekileri teker teker yazıcam şimdi:)
1- ceylin için iç çamaşırı
2-ceylin için yedek elbiseler
3-ceylin için ıslak mendil
4-ceylin için selpak mendil
5-ceylin için defans böcek kavucu (kene ısırmasından sonra her türlü tedbiri aldım)
6-ceylin için eti cin
7-ceylin için bir adet küçük top.
8-ceylin için toka
9-ceylin için 1 şişe su
sanırım ceylin içinler epey uzun oldu:) gelelim ceyda için olanlara;
1- 2 adet parfüm.niye 2 tane derseniz.( 1 tanesini ceylin teyzesinin odasından, anneannesinden izin alarak çantama koymuş) yeni farkettim:)))
2- 1 adet krem
3-1 adet ruj
4-1 adet toka
5-novaljin ağrı kesici
6-cüzdan
7-1 adet yeşil çay:)))
8-1 tutam kart ve alışveriş fişi.(atılacak)
9-fotoğraf makinası
10- cep telefonu...
11-güneş gözlüğü.
12-tarak
...............................................................................................................................................
işte böylee:) bu çantamın temizlenmiş,fazla şeylerin çıkarılmış hali....sanırım ceylin büyüyüp kendi çantası olana kadarda bu böyle devam edip gidecek:)
Çanta takıntım hala öyle fakat biraz farklı .şimdi çantalarım bavul gibi.içinde ıncık cıncık dolu.içindekileri teker teker yazıcam şimdi:)
1- ceylin için iç çamaşırı
2-ceylin için yedek elbiseler
3-ceylin için ıslak mendil
4-ceylin için selpak mendil
5-ceylin için defans böcek kavucu (kene ısırmasından sonra her türlü tedbiri aldım)
6-ceylin için eti cin
7-ceylin için bir adet küçük top.
8-ceylin için toka
9-ceylin için 1 şişe su
sanırım ceylin içinler epey uzun oldu:) gelelim ceyda için olanlara;
1- 2 adet parfüm.niye 2 tane derseniz.( 1 tanesini ceylin teyzesinin odasından, anneannesinden izin alarak çantama koymuş) yeni farkettim:)))
2- 1 adet krem
3-1 adet ruj
4-1 adet toka
5-novaljin ağrı kesici
6-cüzdan
7-1 adet yeşil çay:)))
8-1 tutam kart ve alışveriş fişi.(atılacak)
9-fotoğraf makinası
10- cep telefonu...
11-güneş gözlüğü.
12-tarak
...............................................................................................................................................
işte böylee:) bu çantamın temizlenmiş,fazla şeylerin çıkarılmış hali....sanırım ceylin büyüyüp kendi çantası olana kadarda bu böyle devam edip gidecek:)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



